Social Icons

Kapatmak için ESC tuşuna basın

aşırı korumacı ve kontrolcü aile

***Sitedeki bilgiler; uzman teşhis ve tedavisinin yerine geçmez!

Aşırı korumacı ve kontrolcü aile, çocuğun fiziksel, sosyal ve duygusal gelişim süreçlerine müdahale eden, onun adına kararlar alan ve çocuğun bireyselleşmesini engelleyen ebeveyn tutumunu ifade eder. Bu yapı, genellikle çocuğun iyiliği için yapıldığı iddia edilen ancak uzun vadede çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını zedeleyen bir yaklaşımdır.

Temel Özellikleri
Karar Mekanizması: Çocuğun ne giyeceğinden hangi arkadaşıyla görüşeceğine, hangi mesleği seçeceğinden boş zamanlarını nasıl değerlendireceğine kadar her şey ebeveynler tarafından belirlenir.
Hata Yapma Korkusu: Aile, çocuğun hata yapmasına veya acı çekmesine asla izin vermez. Bu nedenle çocuğun karşılaşabileceği tüm engelleri o daha onlarla yüzleşmeden ortadan kaldırır.
Sürekli Denetim: Çocuğun özel alanı ve mahremiyeti genellikle ihlal edilir. Telefon görüşmeleri, günlükler veya sosyal medya hesapları sürekli kontrol altında tutulabilir.
Duygusal Manipülasyon: “Biz senin iyiliğin için yapıyoruz”, “Bizi üzmeye hakkın yok” gibi ifadelerle çocukta suçluluk duygusu uyandırılarak kontrol sağlanır.
Çocuğun Gelişimi Üzerindeki Olumsuz Etkileri
Özgüven Eksikliği: Kendi başına hiçbir işi başaramayacağına inanan çocuk, yetersizlik duygusu geliştirir.
Karar Verme Güçlüğü: Sürekli başkalarının yönlendirmesine ihtiyaç duyar; sorumluluk almaktan kaçınır.
Sosyal Kaygı ve Çekingenlik: Dış dünyanın tehlikeli olduğu mesajıyla büyüdüğü için akranlarıyla sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanır.
Bağımlı Kişilik Yapısı: Yetişkinlik döneminde bile ebeveynlerine veya partnerine aşırı bağımlı hale gelir.
Öfke ve İsyankar Tutum: Ergenlik döneminde bu baskıya karşı aşırı tepki göstererek aileden tamamen kopma veya riskli davranışlara yönelme eğilimi görülebilir.
Psikolojik Arka Plan
Bu tür ebeveyn tutumlarının temelinde genellikle ailenin kendi kaygıları yatar. Ebeveynler; dünyayı güvensiz bir yer olarak algılayabilir, çocukları üzerinden kendi gerçekleşmemiş hayallerini yaşatmak isteyebilir veya çocuklarını kaybetme korkusu (ayrılık kaygısı) yaşıyor olabilirler.

Sonuç
Sağlıklı bir aile yapısında ebeveynin görevi, çocuğu hayata hazırlamak ve ona rehberlik etmektir. Aşırı korumacı yaklaşım ise rehberlik etmek yerine çocuğun yerine yaşamayı tercih eder. Bu durum, çocuğun “psikolojik bağışıklık sisteminin” gelişmesini engelleyerek onu hayata karşı savunmasız bırakabilir.

Keşfetmek